Dram

Dayı: Bir Adamın Hikayesi

Dayı: Bir Adamın Hikayesi, sevilen bir kabadayının hayat hikayesini konu ediyor. Henüz çocukken, adalet duygusu içine yerleşmiş olan, cesaretli ve merhametli bir adam, haylazlıklarından bıkan ailesi tarafından çalışması için köyden İstanbul'a gönderilir. Adam, kahvecilik yapan köylüleri Seyfi'nin yanında çalışmaya başlar. Bu süreçte yaşadığı olaylar sonucu adam kabadayılar ailemine girer ve bir süre sonra bu dünyada zirveye yükselir.

Muallim

Muallim, sürgüne gönderildiği kasabada öğretmenlik yapan bir adamın hayatına odaklanıyor. 20. yy başlarında geçen filmde, genç bir adam olan Ali, devlet tarafından mühendislik eğitimi alması için Fransa’ya gönderilir. Eğitimini almasının ardından kimliğine yabancılaşarak ülkesine dönen Ali, katıldığı bir Jön Türk toplantısında tutuklanır. Bir kasabaya sürgün edilen Ali, burada öğretmenlik yapmakla görevlendirilir. Kasabada cahil olarak gördüğü insanlarla yaşamak zorunda kalan Ali, bu süreçte küçümsediği değerlerle yüzleşir.

Uzak Ülke

On iki yaşında bir genç olan Paris, kampta kalmaktadır. Babasının annesi için yonttuğu hediyeyi almak isteyen Paris bunun için kamptan kaçar. Trabzon Rum’u olan Paris, kampa geri döndüğündeyse beklenmedik bir durumla karşı karşıya kalır. Mübadiller gönderilmiş ve kamp boşaltılmıştır. Yeni rejimin hain ilan ettiği Binbaşı Osman ise boşaltılan kampa kapatılır. Köklerin ve bağlığın sorgulandığı bu kamp alanı, Binbaşı Osman ve Paris’in yeni gemi gelene kadar vatanı olur.

Karınca

Şemsi, uzun yol şoförlüğü yaparak geçimini sağlayan genç bir adamdır. Bir gün dağ yolundan geçerken Fidan adında genç bir kız rastlayan Şemsi, kıza yardımcı olabilmek için onu İstanbul'a götürür. Ancak kısa bir süre sonra Fidan'ın teröristler tarafından ayartıldığını ve onun canlı bomba eylemlerinde kullanılacağını öğrenir. Fidan'ı İstanbul'a getirmekle genç kadının gerçekleştireceği katliamda sorumluluğu olduğunu düşünen Şemsi, eylem gerçekleşmeden önce Fidan'ı bulup onu terör örgütünden kurtararak, ailesinin yanına götürmeye karar verir.

Tomris

Tomiris, bozkırların efsanevi kraliçesi Tomiris’in hikayesini konu ediyor. Tomris, M.Ö 6. yüzyılda kocasının ölümü üzerine tahta geçmek zorunda kalır. Bu sırada İskit-Saka İmparatorluğu dağılmak üzeredir. Ancak onun askeri dehası, taktiksel ve siyasi becerileri imparatorluğun yeniden Orta Asya'nın hakimi haline gelmesini sağlar. Pers İmparatorluğu ile yaptığı savaşta ordusunu komuta eden Tomris, savaşı kazanıp Türk tarihinin ilk kadın hükümdarı adını Türk ve dünya tarihine yazdırır.

Gölgeler İçinde

İlkel teknolojinin hakim olduğu, tanımlanmamış yer ve zaman distopisinde, bir grup insan her yerde hazır bulunan bir gözetim sistemi tarafından kontrol ediliyor. İçlerinden biri gizemli bir hastalığa yakalandığında, işini kaybetme korkusuyla yetkililerle iletişime geçmeye çalışır. İçinde çalıştığı yapı hakkında şüpheler doğar. Sistemi sorgulayarak karanlık olan bu yapının derinliklerini sandığından daha iyi tanır.

Tüp (Méandre)

Tüp, içinde mahsur kaldığı tüpten kurtulmaya çalışan bir kadının hikayesini konu ediyor. Genç bir kadın olan Lisa'nın hayatı, tanımadığı birinin arabasına binmesiyle kabusa döner. Uyandığında kendisini ölümcül tuzaklarla dolu bir tüpün içinde bulan Lisa korkuya kapılır. Lisa'nın kolunda geri sayıma ayarlı bir saat vardır ve her 8 dakikada bir onun içerisinde bulunduğu bölüm alev almaktadır. Hayatta kalmak için önüne çıkan engelleri aşıp ilerlemek zorunda olan Lisa için bunu yapmak hiç de kolay olmayacaktır.

Kızım Gibi Kokuyorsun

Kızım Gibi Kokuyorsun, yaşanan bir trajedinin ardından yolları kesişen Beatrice, Hevi ve İbrahim’in hikayesini konu ediyor. Genç bir kadın olan Beatrice, büyük bir acı içindedir. Beatrice, 14 Temmuz 2016’da gerçekleşen Nice’deki Işid saldırısında, tüm ailesini kaybetmiştir. Ailesinin kaybı ile başa çıkmaya çalışan genç kadın, babasının vasiyetini yerine getirmeyi kendisine görev edinir. Beatrice, babasının vesiyeti üzerine, ailesinin cenazesini yıllar önce göç ettiklleri Antakya Vakıflı Ermeni köyüne götürmek üzere yola koyulur.

İki Gözüm Ahmet

Ahmet Kaya’nın yaşam hikâyesinin anlatıldığı film, Malatya’da yaşarken tahtadan ve tellerden oluşturduğu alanda tavuklara konser vererek müzik hayatına başlayan Ahmet’in zamanla halkın sanatçısı olma yolculuğunu odağına alıyor. İstanbul’a taşınmaları ile siyasi bilinci de oluşan Ahmet, bir gönül yarası sonucu kendini tamamen müziğe ve halkına verir. Müziği ile büyük bir kitleye hitap eden Ahmet, Halkın Yıldızı Ödülü’nü kazanır. İtilenlerin ve ezilenlerin hislerine tercüman olduğu ve onları savunduğu için bir süre sonra hedef haline gelir ve haksızca bölücü damgası yer.